Taş Ev Kışın Sıcak Olur Mu? Kayseri’de Bir Kış Hikâyesi
Kayseri’de kış, ne yazık ki basit bir mevsim değişimi değil, adeta bir sınav. Kış, şehri sokak köşelerinde, dağların eteklerinde, hatta taş binaların duvarlarında hissedebileceğiniz kadar derin bir soğuk bırakır. İnsanlar kalın giyinir, içlerine sıcak çaylar, kahveler doldurur ve evlerinde ateşi yakmak için çırpınırlar. Herkesin bir hikayesi vardır Kayseri’nin kışında. Kimisi soba başında beklediği sıcağı, kimisi de bu kışın buz gibi havasını göğüslemeyi sever. Ancak benim için Kayseri’nin kışı, taş bir evde sıcaklık arayışı ile geçti.
Bütün bu düşünceler kafamda birikirken, geçmişte kaldığına inandığım bir soruya takıldım. O soruyu yıllar önce bir akşam, taş duvarlarla çevrili bir evde yaşıyor olsaydım, belki de şöyle sorardım: Taş ev kışın sıcak olur mu?
Taş Evin Duvarları ve Soğuk Havanın Dansı
Geçen kış, kaybolmuş gibi hissettiğim bir günde, Kayseri’nin yüksek dağlarının soğuklarını biraz olsun unutmak için eski bir taş evde birkaç gün geçirmeye karar verdim. Yalnızdım. Zihnimde bir sürü düşünce, bir sürü karmaşa vardı ve belki de bu yüzden taş duvarların benimle baş başa kalmamı sağlamasına ihtiyacım vardı. Ev, Kayseri’nin eski mahallelerinden birinde, dar bir sokakta yer alıyordu. Taş duvarları, zamanla yerleşmiş olan tarih kokusuyla etrafı sarıyordu. Burası bana sıcak hissettirebilir miydi?
İlk gün, evin içi soğuktu. Kapıdan girdiğimde, ilk şey hissettiğim soğuk havaydı. O eski taş evin içerisine girdiğimde, taşların yıllardır hiç ısınmamış gibi durduğunu fark ettim. Sanki bana “Daha önce hiç sıcaklık görmedik” diyorlardı. Soğuk duvarlar her nefesimle biraz daha içime işledi. Odada eski bir soba vardı ama o kadar soğuktu ki, yakmam gerektiği aşikar olsa da, sobayı yakmaya cesaret edemedim. Kayseri’nin soğuk gecelerinde, sadece bir kaçak gibi, duvarın köşesine sıkışmıştım.
Neden sıcak olmadığını anlamak istedim. Taş evlerin, taş duvarların kendine has bir etkisi olduğu doğruydu ama o duvarlar bir zamanlar gerçekten sıcak olabilmiş miydi? Çıktım, bir süre düşündüm. Soğukta, başımı ve ellerimi ovuştururken, taş evin sıcaklığına dair hayaller kurmaya başladım.
İçsel Savaş: Sobanın Başında
O gece, soğuk rüzgarların ardında kaybolmuş bir şeyler vardı. Evde yalnızdım ama düşüncelerim beni terk etmiyordu. Sobayı yakmak çok kolay değildi. Soğuk taş duvarları ısınmaya, odanın içine sıcaklık girmeye başladığında, bir türlü duvarların bu sıcaklığı tutmadığını fark ettim. Sobanın sıcaklığı hızla yayıldı ama taş duvarlar, bir süre sonra o sıcak havayı tutamadı. Sanki taş duvarlar, yıllardır buz gibi kalmış, hiç dokunulmamış gibi öylece duruyordu.
Taş evler, kendi doğasında soğuk olurlar, bu da çok doğal. Ancak yıllardır gözümde sıcak olan taşlar, meğerse sadece dışarıdan bakıldığında öyle gözüküyormuş. İçerisi, taşların kucakladığı bir soğukluğa dönüştü. “Evet, taş ev kışın sıcak olmaz” diye düşündüm.
Ama işte bu his, sanki içimi ateşle doldurmuş gibi hissettirdi. O gece, sobanın karşısında otururken, sıcaklığın beni sadece bedenimle değil, ruhumla da saracağını düşündüm. Belki de taşların taşıdığı bu soğukluk, yalnızca evin değil, içimdeki eksikliği de yansıttı. İçsel bir soğukluk vardı, belki taş duvarlar da buna tanıklık ediyordu.
Hayal Kırıklığı ve Umut
Sabah uyandım, ama soğuk hala vardı. Hala odanın köşelerinden içeriye sızıyordu. Yatakta kendimi biraz daha sarınıp, dışarıya bakmayı düşündüm. Kayseri’nin sokakları, kışın bir başka soğuk olur. Ama buradaki his, bir duvarın, bir evin içindeki sıcaklığı ne kadar geçirdiğini anlamak gibiydi. Bu taş evde hiçbir şey, sıcaklığı tutmaya yetmiyordu. O eski taşlar, dışarıdaki soğukluğu içeride yaşatıyordu.
Ama sonra düşündüm. Belki de bu taş ev, bana sadece fiziksel bir soğukluk sunuyordu. Belki içimde bir şeyler ısındı. Belki de içsel sıcaklık, taş duvarların ötesindeydi. O evde geçirdiğim birkaç gün, beni bir nevi içsel bir arayışa soktu. İçimden geçirdiğim düşünceler, bana bir tür sıcaklık vermişti. Bu, taş duvarların ısıtamadığı, yalnızca içsel bir sıcaklıktı.
Bir de şu vardı: Kayseri’de her kışın sonunda bahar gelir. Kışın ortasında soğuk düşer ama sonrasında yeni bir umut doğar. Bu taş evde kışın soğuk olmasını garip bir şekilde kabullenmişken, içimde bir şeyin ısındığını fark ettim. Umut, zamanla kazanılır, tıpkı taşların ısınması gibi. Zamanla taşlar da ısınır, bir şekilde içindeki sıcaklık, taşın dışına çıkar. Belki de taş evlerin en güzel tarafı budur: Sadece duvarların sıcaklığını beklemek değil, insanın içindeki sıcağı bulmaktır.
Sonuçta Taş Ev Kışın Sıcak Olur mu?
Taş evin içinde kış soğuğu, başlangıçta hayal kırıklığına uğrattı. Ama bu kış, bana sadece taşların değil, kendi içimdeki eksikliklerin de soğuk olduğunu hatırlattı. Evet, taş ev kışın sıcak olmayabilir, ama taşların içindeki soğukluk, insanı düşündürmek için var. İçsel sıcaklık, bazen soğuk bir duvarın ardında bulunur, bazen de bir sobanın başında.
Taş evler, kışın sıcak olmasa da, insanın içindeki sıcaklığı bulabileceği bir yerdir. Bu yazıyı okuyan herkesin, belki de kendi taş evine dair bir hikayesi vardır. Bazen soğuk duvarlar, insanı daha çok ısındırır. Öyle değil mi?
Kayseri’nin soğuk gecesinde, taş duvarlar arasında, ben de içsel sıcaklığımı buldum. Belki taş evler kışın sıcak olmaz, ama soğuk zamanlarda insan, her şekilde sıcacık hissedebilir.